23.10.09

badger badger mushroom mushroom



- Yeni bi' duzene gectim hayatimda. Tek yasiyorum artik. Aslinda tam olarak oyle degil. Cok killi mevzular, uzun hikaye. Aileyle yasadigim ev okula baya uzak, ve daha cekemem o yolu, bu yuzden bu sekil bi' ise giristim. Gerci yeni ev de 40 dk okula ama 2 saat olmasina yegdir tabi.

- Okulum sadece Carsamba gunu 1, geri kalan gunler 11 veya 12'de bittigi icin gunum bombos. Ama 4.30'a kadar okulda kaliyorum, sevdim lan ben okulu aslinda, fena degil yani. Insanlar da iyi gayet. Ama dersler zorlasti be anam. Zor yani. Ah, ders demisken, ders de calismam lazim. Hem de cok. 3'unde sinav sezonu aciliyo' lakin ben hala tatil modundayim ulan.

- Aksam eve donunce emekli amcalar modunda takiliyorum genelde. Her aksam bi' ufak Izmir rakisi parlatiyorum rahatlikla, bazen uzerine cila cekiyorum. Evde internet olmadigi icin evdeyken en buyuk eglencem Ask-i Memnu veya NTVSpor izleyip [1.'sini yalnizca Persembe aksamlari yapabiliyorum] raki icmek. Bazen canim degisiklik cektiginde ise balkonda iciyorum. Evet, cok renkli bi' gece hayati var evimde. Memnunum ama. Yalniz oldugum aksamlar icin gecerli bunlar tabi bu arada.

- Yemek buyuk sorun. Makarnadan daha ilk hafta sIkILdigim icin daha deneysel sIkILiyorum, makarnayi 1 gun falan yiyorum. Hazir corba da kolaya kacmak gibi, samimiyetsiz yani. Tek olunca, aldigin malzemeleri bitirmek zorlasiyo'. Bi' tencere corba yapinca hepsini bitiremiyosun. E ekmek yemeyen bi' insanim, corba icecegime kahve veya bira iceyim, ayni hesap. Hem tadlari da daha guzel. O tam bi' kupalik ufak corbalar da doyurmuyo' lan. Gecen gun biraz mantar aldim, mavi paketlerde satilan var ya hani marketlerin sebze reyonlarinda. Son kullanma tarihinin tam 6 gun sonrasi oldugunu ogrendigimde ise eve coktan donmustum. 4 gun mantar yedim mniskim, cope gitmesin. Mantar sote, makarnali mantar, mantar uzeri kasar, mantarli sandvic [bu sonuncusu ekonomik anlamda sIkIntili oldugum bi' gundu ve en yakin ATM cooook cok uzaktaydi]. Evet mantar sote yapabildim bu arada, annemin verdigi yemek kitabi sagolsun haha.

- Lan Italyanca ogrenmeye basladim. Italyan Kultur Merkezi. Simdilik keyifli duruyo' ama cumle yapisi, hic hazzetmedigim Almanca'ya benziyo' gibi geldi bana. Sevmem Almanca'yi, ogrenmesi zordur. Hatta ortaokuldan gayet iyi bi' temelim olmasina ragmen gitmedim Almanca kursuna. Italyanca'yi sectim, ama yine benzer cumle yapisi. Ingilizce'de ne guzeldi, delikanli gibi, anca atiyorum do ve does olurdu fiil. Burada fare, faccio, fai, fa vs vs. Simdilik zorlanmiyorum ama ilerleyen kurlarda boruyu doseyebilirler gibi.

Biraz dokeyim icimi dedim. Hadi gomerim.

25.9.09

but not tonight

oh god, it's raining
but i'm not complaining
it's filling me up
with new life

the stars in the sky
bring tears to my eyes
they're lighting my way
tonight

and i haven't felt so alive, in years

just for a day
on a day like today
i'll get away from this
constant debauchery

the wind in my hair
makes me so aware
how good it is to live
tonight


and i haven't felt so alive, in years

the moon
is shining in the sky
reminding me
of so many other nights
but they're not like tonight

oh god, it's raining
and i'm not containing
my pleasure at being
so wet

here on my own
all on my own
how good it feels to be alone
tonight

and i haven't felt so alive, in years

the moon
is shining in the sky
reminding me
of so many other nights
when my eyes have been so red
i've been mistaken for dead
but not tonight

19.9.09

Pussy


Rammstein'in yeni albumu Liebe Ist Fur Alle Da'nin cikis parcasi. Pussy. Gundeme duseli bi' kac gun oldu. Klasik Rammstein. Yine olay yaratacak bi' klip. Tanitimi TV'de degil porno sitesinde yapildi klibin, oyle diyeyim. Gaylerin yasadiklari sorunlari anlattiklari Mann Gegen Mann'in klibine, veya Buck Dich'te yapilan sahne showuna resmen tekzip olmus bu klip. Yiyosa gay diyin bu adamlara bi' daha, hadi.

Sarki aslinda cok iyi degil bence. Zaten belli ki dikkat cekilmek icin yapilan bi' klip. Belki zorlarsak "zenci rapci tayfanin yaptigi pornomsu kliplere hardcore bi' cevap, bi' gonderme" diyebiliriz, ama pek emin degilim. Cogu kisi de "seks turizmini alaya alan bi' klip" diyo', "I can't get laid in Germany" dizesinden oturu. Bence de Rammstein yaslandikca azan bi' grup oldugu icin "Biz daha olmedik ulan" mesaji tasiyo' bu klip sanirsam. Severim Rammstein'i, yanlis anlasilmasin. Richard Kruspe'yi sevdigimden oturu favori kismim Partyboy oldu. Bi' de sado-mazo ablamizla su klipteki hallerini pek takdir etmesem de evlenirim, o derece guzel. Gecmisine sunger cekerim, hasta oldum kendisine.

Ha bi' de klip bence bariz hileli. O Sado-mazo kisminda [Mr. Pain - Oliver Riedel], bi' sahnede Oliver abimizin gogsunde kil var, birinde yok. Klipteki cuklerin has Rammstein uyelerinin cuku oldugunu sanmam. Dedigim gibi, kesin hileli, o gogus kismindan belli yani.

Cevrenizde bi' aile buyugu varsa izlemeyin derim. Buyrun, buradan.

8.9.09

Besiktas tarihinden 25 talihsizlik

Yillardir Besiktas'i takip eder, destekler, maclarina giderim. Ve canima tak etti cidden. Bu takimin uzerinde yillardir bi' kismetsizlik, bi' cenabetlik, bi' talihsizlik var. Oyle ki, ilk duydugumda komik gelen "Camia topluca bi' hamama gitmeli artik ehorereohreorehoe" esprisi bile siradanlasti benim icin. O kadar cok duyuyoruz ki her mac sonrasinda. Ben de her Besiktas'in durumundan ve gecmisten konu acildiginda papagan gibi tekrar ettigim 25 olayi burada derleyeyim dedim. Bu arada basliga "talihsizlik" dedik ama iceride hakem hatalari, kisiler, kendi malliklarimiz da var. "Besiktas'in basina gelen kotu olaylar" da diyebiliriz aslinda. Bi' de yakin tarihi baz aldim, lutfen "1952'deki Altinordu macinda sahaya yildirim dusmesi" falan demeyin yani. Neyse. Onem sirasina gore dizdim musibetleri. Gecelim :

25- Amokachi'nin Valencia macinda kacirdigi gol : Aslinda tek bi' pozisyon olmasina ragmen listeye girmeyi hak ediyo' bence. Hatirlayan cogu Besiktasli'nin omrunden en az 5 sene eksilmesine sebep olmustur bu pozisyon. Topu altipastan auta yollamayi basarmistir Amokachi, ve Besiktas'in tur umutlarini baska bi' bahara birakmistir. Alpay'in ayni yaz Hirvatistan macinda Vlaovic'i dusurmemesi ve yedigimiz gol ile birlikte futbola dair hatirladigim ilk pozisyonlardandir, kucuktum baya. Futbola bu pozisyonlarla baslayan biri olarak temkinli yaklasiyorum tabi kendisine. O kadar ugrasmama ragmen linkini bulamadim bunun. Anlatilmaz yasanir bu pozisyon.


24- Kurada o sene kupayi alan takimi cekmek : Kura sanssizligi, sonraki maddelerde sIk sIk deginecegim bi' konu. Zaten basliktaki konuyu 2 kez yasadik biz. Evet. 2003/04 sezonu. Sampiyonlar Ligi'nden akil almaz bi' sekilde elenmisiz [degincez sonraki maddelerde]. 3. olup UEFA'ya kalmisiz. Uzerinden 1 hafta gecmemis. Evde hala matem havasi var, aksam isiklari kapatip 7'de yatiyoruz. Kuralar cekilecek. Yeni yeni soku atlatip yasamsal fonksiyonlarimi yerine getirmeye baslamisim. Servisle okuldan eve donerken radyodan kura sonuclarini aliyorum. Valencia. Evet, o sene kupayi alacak olan Valencia. "Ahauahuahauhauaau yarra yediniz olm ahauahuahuahau" diyen arkadasima cevap bile veremiyorum, hakli cunku.

23- 1 Aralik 2004 Besiktas - Standard Liege maci : Bu pozisyonu da pek hatirlayan yoktur bence. Link de bulamadim zaten. Neyse. UEFA Kupasi'nda gruplarda 3. mac. Ilk 2 mactan 3 puan koparabilmisiz. Maca Okan'in goluyle giriyoruz. Takim iyi oynamiyo' ama bi' sekilde dayaniyo'. 80'de golu yiyoruz. Tekrar bastiriyoruz, galibiyet lazim cunku. Son mac Parma deplasmani, adamin gotunden kan alirlar Kamil kan! 87'de yanilmiyosam Sergen ceza alaninin 1 metre icinde dusuruluyo', fakat hakemin karari frikik oluyo'. Mac 1-1 bitiyo' ve Besiktas son macta da Parma'ya yenilerek, ileride 2 kez daha tekrarlayacagi uzere 5 takim arasindan ilk 3'e giremiyo'. O frikik penalti olsa halbuki bi' ust turdayiz. Bi' Besiktas klasigi iste.

22- 5. torbadan Tottenham'i cekmek : 2006/07 sezonu. Besiktas CSKA Sofia'yi eleyip UEFA'ya kalmis, Tigana'nin olusturdugu genc kadro ile onceki 2 sene yapamadigini yapip gruplarda 5 takim icerisinde ilk 3'e girme pesinde. Kuraya 3. torbanin en yuksek puanli takimi olarak giriyo' Besiktas. 5. torbada ise goze carpan tek bi' takim var : muhtesem kadrosuna ragmen Avrupa'da pek gozukmedigi icin 5. torbadan kuraya giren Tottenham. Diger takimlar Maccabi Haifa, Braga, Boleslav, Odense falan. Kuralar cekilmeye baslaniyo', ilk torbadan Leverkusen, 2'den Brugge, 4'ten Dinamo Bukres geliyo'. Iyi bi' kura sayilir diye umutlaniyoruz. Fakat 5'ten, klasik Besiktas sanssizligi ile Tottenham geliyo' ve UEFA'da gruptan cikma hayallerini bir baska bahara birakiyoruz. Sahsen ben cok net hatirliyorum, 5. torbada Tottenham'i gordugum an demistim, aha biz Tottenham'i cekeriz diye. Cektik nitekim.


21- Goteborg macindaki penalti : 97/98 Sampiyonlar Ligi. Besiktas Bayern, PSG ve Goteborg ile ayni gruba dusmus ve ilk 3 mac sonunda 2 galibiyet alarak iyi bi' baslangic yapmistir. O yillarda gruplarda 3. olan takim UEFA'ya kalmadigi icin hedef ilk 2'ye girip ust tura cikmaktir. Rakip Goteborg'tur. 66. dakikada 2-1 gerideyken bu pozisyon meydana gelir ve Mrmic'e kirmizi kart cikar. Penalti gol olmaz, lakin Besiktas 3-1 yenilir. Kalan 2 maci da kaybederek grubu 6 puanla 3. tamamlar. Pozisyon burada.

20- Duserek takimi eleyen adam : Ibrahim Uzulmez oluyo' kendisi. Anlatalim. 2006/07 sezonu. Tottenham'i cekmisiz 5'ten, kederliyiz. 3 macta topladigimiz 3 puanla Leverkusen deplasmanina gidiyoruz. Beraberlikte ve galibiyette tur bizim. 75'te yiyoruz golu. Penaltiyi cikaran Runje donen topa engel olamiyo' ne yazik ki. 87'de ise bahsettigim pozisyon oluyo'. Tokezleyen ve dusen Ibrahim Uzulmez'in ofsayti bozmasiyla Barbarez durumu 2-0 yapiyo'. 90'da Rico'nun penaltisiyla durum 2-1 yapsak da elenmekten kurtulamiyoruz. Pozisyonu buradan 1.56'dan itibaren izleyebilirsiniz.

19- 3 Ekim 2007 Besiktas - Porto maci : Bu mac hep goz ardi edilir. Nedeni cok acik aslinda, o sezonki Liverpool maclari. Neyse. Ilk macinda Marseille deplasmaninda 75. dakikaya kadar iyi dayanip Hakan'in aptaligindan 2-0 yenilen Besiktas, Avrupa'daki ic saha galibiyetlerine bi' yenisini eklemek niyetindedir. Nitekim harika oynariz bu macta. Ibrahim Akin, Higuain, Serdar Ozkan, Ali Tandogan gibi isimlerle inanilmaz bi' baski kurar ve cok sayida gol kaciririz. Evet kulaga komik geliyo'. Nitekim, atamayana atarlar kurali bi' kez daha sadece Besiktas'a isler ve 90'da pisi pisine yedigimiz golle sahadan 1-0 yenik ayriliriz. Bu takim o maci kazansaydi gruptan cikacakti be. Hey yavrum hey. Macin ozeti burada.


18- Jose Kleberson : Evet. N'alaka demeyin. Bu adamin ruhumda yarattigi tahribati baska hic bi' futbolcu yaratamadi. Cok sey yazmayacagim hakkinda zira oyle ne cok astronomik rakamlara geldi, ne taraftara saldirdi, ne hayvan gibi maas aldi, ne de giderken asiri sorun cikardi falan. Onu aciklamaya, onumuzdeki gunlerde oynanacak Man Utd maci hakkindaki yorumlari okumak icin girdigim Man Utd forumunda gordugum bi' yorum yetecektir : "Kleberson'u biz Besiktas'a satmamis miydik? Intikam icin bekliyo' olacaklardir". Kesinlikle. "Son dunya sampiyonunun orta sahasi, Man Utd'tan gelen adam" diye geldigi Besiktas'tan kosarak kacti kendisi. Kactiginin haberini gordugum anda yasadigim sevinci anlatamam. Atmasi gerekenden 50 metre geriye dusen paslari, citkirildim oyunu, suya sabuna dokunmamasi ile tepki gosterdigimiz Cisse'nin belki 5 gomlek altinda bi' performans gostermisti Kleberson Besiktas'ta. Isin garibi, geldiginde gosterdigi performansla "iste aradigimiz adam, Koray'in parneti, yuru be Kle!" seklinde karsiladigimiz adamin 1 yilda boylesi bi' mutasyona ugramasi. Bizim futbolumuz kotuydu dicem de, 50 metre geriye atilan pasin hesabi bence takimin futbolundan sorulmaz. Neyse. Iyi ki kactin Kleberson. Simdi duyduguma gore milli takima falan giriyomussun, zerre skmde degil valla istersen Real Madrid'e falan transfer ol. Yeter ki ugrama buralara.

17- 2 Ekim 1974 Steagul Rosu - Besiktas maci : Ilk maci Istanbul'da 2-0 kazanan bi' Besiktas var sahada. 87. dakikaya kadar 0-0 gidiyo' mac. Lakin son 3 dakikada yenilen 3 golle Besiktas Avrupa'ya veda ediyo'. Isin ilginci, ilk golden sonra topu elendik zannedip santraya tasiyan bi' oyuncumuz var. Kim mi o? Su an Lig Tv'de yorumculuk yapan Sanli Sarialioglu. Macin ozeti burada.

16- Malmö : Bence basligi gordugunuz anda neden bahsedecegimi anladiniz. Sampiyonlar Ligi 1. Tur maci. Rakip Malmö, mac Isvec'te. 2-2 devam ediyo' mac. Takoz Recep'in kendi kalesine akil almaz bi' sekilde attigi gol ile 3-2 maglup oluyoruz. Rovansta da Besiktas'a yarasir bi' sekilde 2-0 one gectigimiz macta 2-2 berabere kalarak eleniyoruz. Maclara Recep'in kendi kalesine attigi gol damgasini vuruyo'. Burada agir cekimde izleyeceginiz gol, rakip kaleye degil, kendi kalesine atilmis bi' gol, evet.


15- Sami Yen'deki kronik cenabetlik : Ben kendimi bildim bileli Fener'i rahat rahat yener, Galatasaray ile ise iceride berabere kalir veya ite kaka yener, disarida futbol adina en ufak bi' sey bile gosteremeden yeniliriz. Yillardir var bu, son senelerde degismeye baslasa da. Degisme dedigim, deplasmanlardaki halimiz degismedi, ama Fener'e karsi artik zor kazaniyoruz, Galatasaray'i ise iceride yeniyoruz bi' sekilde. Galatasaray deplasmanlarinda ama hic degismedi talihimiz. Biraz da ona degincem simdi. Zira ne zaman bi' Galatasaray deplasmanina gitsek illa bi' cenabetlik olur macta. Biraz da 2000'lerde basladi bu sanirim. Hakem kotudur, acaip bi' gol kacar, 50 yilda 1 gol atacak adam gelir bize atar vs. Ama ote yandan acaip goller yeriz, hic olmayacak goller. Mesela 00/01'deki maca bi' sey diyemem. Bok gibi oynamis, 2-0 yenilmistik. Bi' cenabetligi gectim, macta bi' pozisyonumuz bile yoktu adam gibi. 01/02'de Galatasaray kariyerinde attigi 2 golun 2 'sini de Besiktas'a atan Flerquin ile 1-0 yenilmistik. 02/03 bambaskaydi, Ibrahim Uzulmez'in sag ayagiyla gol atip maci kazandirmasi herhalde odesmemizi sagladi, o gunden beri yuzumuz gulmuyo' Sami Yen'de. 03/04 Olimpiyat'ta kazandik, o saylanmaz. 04/05'te cok kotuyduk, Veysel'in direkten donen topu var ama sayilmaz yani. Harbi cok boktandik cunku, 1-0 kaybettik. 05/06'da defansin gotune basina carpip Ilic'in onune dusen top, gol olmasi, Youla'nin altipastan kacirmasi. 3-2 yenilmemiz. Uzulmustum, bi' iddiamiz olmamasina ragmen. 06/07. O kadar sktriboktan bi' penaltiyla yenildik ki. Baki'nin Hakan Sukur'e yaptigi harekete yemin ediyorum ben dusmem; zaten ceza alani disinda olsa calinmazdi. 07/08'de olmayan penalti, olmayan korner. 2-1 kaybetmemiz. Komedi. Gecen sene ise Servet'in golu [gol veya degil tartismiyorum, ayni golu Nobre IBB'ye atinca sayilmamisti], 2. penalti [bence degildi]. Delgado'ya cikan komik kirmizi kart. 4-2 kaybetmemiz. 2 gun sonra yine Sami Yen'deyiz. Bu kez ben de Besiktas tribunundeyim. Bu sanssizligi bu sefer kirariz umarim.

14- Valerenga : Aaaah ah. Sene 98. Kupa Galipleri Kupasi. Rakip Norvec'ten Valerenga. Kazanirsak ceyrek finaldeyiz. Ilk maci orada 1-0 kaybediyoruz, mac gunu elektriklerin olmadigini ve izleyemedigimi hatirliyorum. 2. macta evde tektim. Actim televizyonu. Bomba gibi takim 3-0 onde bitiriyoruz yariyi. Ceyrek final oynicaz boru degil. Acayip keyifliyim o cocuk halimle. Ilk kez Besiktas'in adam gibi bi' basarisi olacak, zira 95'teki sampiyonluk hakkinda hatirladigim tek sey Daum'un dansoz oynatmasi; ufaktim. 2. yari basliyo'. 60'ta 3-1 oluyo' pek ciddiye almiyorum. Spiker de "E tabi Kuzey takimlari, hava toplari, biraz dikkat" falan diyo'. Hemen ardindan 3-2 oluyo'. Bende ufak bi' korku, 3-2'de eleniyoruz cunku. Ama takima guveniyorum, daha var bitmesine atariz bi' tane. 3-3 oluyo' sonra, su an cok sevdigim Carew atiyo' golu, hatta bi' anlamda Carew'in uluslararasi une ilk kez kavustugu macti bu. Stadda olum sessizligi, kameralar mactan cok tribunde aglayan taraftarlari cekiyo', cok net hatirliyorum. Kalan dakikalarda gol cikmiyo'. Annemlerin gelmesini beklemeden yatiyorum. Ha o kadar sansli olmayan cocuklar da varmis o zaman tabi. Ne alaka mi? Buyrun. Macin golleri de burada bu arada. Zaten o sene bitti, Kupa Galipleri Kupasi'ni kaldirdilar tedavulden. Ben bunu Besiktas'a yapilan bi' kiyak olarak gormusumdur hep.

13- 4. torbadan Wolfsburg'u cekmek : Yeni oldu bu ya. Hikayeyi biliyosunuz ama anlatayim yine de. En azindan dusunduklerimi. Bu sene CL' de on elemeler oynanirken olasi sonuclar uzerine olusturulmus torbalar gormustum Eksi Besiktas'ta. 3'teydik. 4'te Wolfsburg vardi. Inter, Real Madrid ve Juve, normalin aksine 2. torbadaydi. O torbada nispeten kolay bi' CSKA, bi' Rangers bi' de Alkmaar vardi. 1 ise Sevilla disinda bildigimiz gibi. Torbalari gordugum anda aklimdan gecen ilk su oldu : "Aha kesin Wolfsburg'u cekeriz". Okudugum yorumlarda cogu Besiktasli da 4'ten Wolfsburg'u bekliyodu. Gecmisten tecrubeliyiz tabi. Hatta benim grup tahminim su sekildeydi : Man Utd - Real Madrid - Wolfsburg. Max. 4 puan alabilecegimiz bi' grup. 2/3 tutturdum nitekim. Tek fark Real yerine CSKA geldi. Ortalama bi' grup bana kalirsa dier gruplara bakinca. 2. de olabiliriz, sonuncu da. Ama 4'ten Unirea, APOEL, Debrecen gibi takimlar yerine Wolfsburg'un gelmesi futbolcular uzerinde hic kusku yok ki "mniastarinisansimiziskeyim" gibi bi' etki yaratacaktir.


12- "Kara gomlekli, kara vicdanli hakem!" : Ben bizzat hatirlamiyorum bu maci ama siz basligi gorunce dogru hatirladiniz muhtemelen. 95/96 sezonu basi. Besiktas - Rosenborg maci. Bu lafi da Ercan Taner soylemis macin sonunda. Macin hikayesine gelelim. Sampiyonlar ligi on elemesi. Ilk maci deplasmanda 3-0 kaybetmisiz. Ikinci mac. 9. dakikada Kuntz'un goluyle 1-0 one gecer Besiktas. Umutlar yeserir. Mac 1-0 devam ederken Besiktas'in net golu, cizgiyi gecmedi diye hakem Marc Batta tarafindan verilmez. 67. dakikada golu yeriz ve durum 1-1 olur. Yine de iyi oynar takim ama golun hemen ardindan bu sefer de acik bi' penaltimiz verilmez. 87 ve 89'da 2 gol atar ve durumu 3-1'e getiririz ama nafile. Sampiyon kadro daha Agustos'tan buyuk bi' moral bozuklugu icine girer ve o sezon da isler hic iyi gitmez. Macin sonunda akillarda Ercan Taner'in meshur sozu kalir. Macin ozeti burada. Topu iceriden cikaran Hoftun ile roportaj bile yapmislar, gevrek gevrek guluyo' serefsiz. Neyse.

11- Matias Delgado : Bu adam bana kalirsa Besiktas'in basina gelen en buyuk talihsizliklerden biridir arkadas. 2006'da gelirken pek bi' sey bilmiyoduk ama onceki sene UEFA'da ceyrek final oynayan Basel'le ayni turnuvada gol krali olmasi umutlandirmisti bizi. Bonservisini de Ulker almisti. Bi' yerde beles yani. Super Kupa finalinde iyi oynamis [izlemediydim maci, DM konseri vardi] sonra da sonradan yaklasik 650 kez tekrar gorecegimiz uzere sakatlanmisti. Ilk sezon pek bi' varlik gosteremedi. Alisacak dendi. Oysa oynadigi maclarda da gereksiz hareketler, rakibe atilan paslar, ceza alanindan calimla cikmaya calismalar, rakibin en ufak temasinda 5 metre ucmalar vs, coktan sabrimi tasirmaya baslamisti. Ertesi sene, 2007/08'de Kasim - Mart arasi costu, ama hic bi' buyuk macta, ne CL'de ne derbilerde bi' varlik gosteremedi. Cok acik bi' sekilde zayif kaliyodu cunku, hem fiziksel hem mental olarak. Bonservisini Ulker'den aldik. Yetmedi sezon sonunda kaptanliga getirdik, "Espanyol istiyo' beni, birakin gidecem" dedi, kontrat yeniledik. Yilda 2.1 milyon Euro almaya basladi. Ki bu parayi Turkiye disinda cok afedersiniz siksen kazanamaz. Yine tik yok. Devre arasinda yerine gelen Yusuf sampiyonlukta buyuk katki saglayinca foyasi iyice meydana cikti. Bu yaz hepimizin bildigi sozlesme dondurma olaylari falan oldu. Hala Besiktas yilda 2.1 milyon Euro oduyo' kendisine. Atsan atilmiyo', satsan satilmiyo' meymenetsiz herif.

Bi' de her mac oncesi, o gune kadar yaptigi en buyuk olay Rizespor'a attigi uzaktan gol olan Delgado'nun "Bu mac gollerimle taraftari costurcam, kesin alcaz, koyacaz cocugu" gibisinden aciklamalari ise ayrica delirtirdi beni. Taraftar da her mac, kendisine benzer sekilde "Delgado bu mac cosacak olm", "Cimboma kesin 2 golu var bu aksam", "Delgado atacak, turu atlicaz" tadinda iyimser takilinca, 3 sene resmen haybeye takildi Besiktas'ta. Hala da takiliyo' gerci. Taraftarin kendisine bakis acisi hala da degismis degil sanirim. Antep macindan cikarken gordugum bi' abi, "Ulan Delgado olacakti gorecektin bak, en asagi 3 atiyoduk serefsizlere" diyodu. He abi he. Oyle.


10- Olum grubu veya "Bi' Rocco Siffredi eksik mna koyim" : Evet, yine kura. Iddia ediyorum, Besiktas Fenerbahce'nin, Galatasaray'in kura sansina sahip olmayi gectim; normal bi' kura sansina sahip olsa bugun daha farkli yerlerdeydi. 00/01'de, Erman Guracar - Umit Bozkurt - Dimitri Khlestov 3'lusuyle ciktigin Sampiyonlar Ligi'nde Barcelona, AC Milan ve en sasali donemlerindeki Leeds United'i cekmek nedir ama haci? Bunu aciklasin biri bana. Hasta misiniz ulan siz? Sonra "Besiktas 6 yedi, 5 yedi". Benim kalemde gol yedikce gulen, keyiflenen ve daha cok yiyen Shorunmu, defansimda el bombasi Erman Guracar falan oynuyo'. Hatta Shorunmu'nun Leeds macinda gulme krizine girdigini hatirlarim. Neyse. Takimin cogu ilk kez Sampiyonlar Ligi gormeyi birak, ilk kez ulke disina cikiyo'. Sen gelmissin bana 6 yediniz diyosun. O kadroyla normal be baba, kusura bakma. Yine de bu 00/01 sezonunun bana ogrettigi sey, Besiktas'in karakteristigi idi. Zira takim, yaklasik 1 ay icinde Fener, Galatasaray ve Barca'yi 3er golle ugurlamis, lakin ayni sure zarfinda Milan'dan 4, Leeds'ten 6 yemisti. O aralar CL grup maclari haftada 1 falandi. Bakinca Besiktas o grupta iceride Barca'yi 3-0 yendi, Leeds ile 0-0 kaldi, Milan'a 2-0 yenildi. Gayet iyi bi' performans. Deplasmanda ise ayni takimlara sirayla 5-0, 6-0 ve 4-1 yenildi. Bence gayet iyi. Su an boyle bi' gruba dussek, Leeds'in yerine Chelsea gelse [o ayardaydi o takim o yillarda, cok "o" oldu] 4 puani basari sayarim. Bu arada 3. torbadan cektigimiz Leeds o sene yari final oynadi, uyandirayim. 4 macin videosunu bulabildim. AC Milan 4-1 Besiktas, Besiktas 3-0 Barcelona, Leeds 6-0 Besiktas, Besiktas 0-2 AC Milan. Shorunmu gulumsemelerini 1., 3. ve 4. videolarda inceleyebilirsiniz. Yenince gulmuyodu pezevenk.


"Yedikce yiyesim geliyor"

9- 1. torbadan buysa, 5'tekiler n'apiyo' ulan! : Yine kura. 05/06 sezonu. Besiktas yine UEFA'ya katilir. Ama 1. torbadan girecektir gruplara. Lakin cekilen grup su olur : Sevilla, Zenit, Bolton, Vitoria Guimares. Hadi Vitoria'yi sktret. Ulan Sevilla ilki o sene olmak uzere o kupayi 2 kez ard arda aldi. Zenit ceyrek final oynadi, Sevilla'ya elendi orada da. Bolton desen Ingiliz takimi, oluyu diriltir. Daha n'apalim ulan biz? Daha n'apalim? Elenmemizin harika top oynadigimiz, 2 veya 3 topumuzun direkten dondugu ve 1-1 biten Zenit macini kazanamamamiz sonucunda olmasi ise ayri cenabetlik. Surada 4'ten Bolton yerine gelseymis ya daha kararinda bi' takim mniskim ya.

8- Kim atti, kral attii, Ahmet Akcaaay : 86/87 sezonu. Galatasaray'in Malatya'ya giden arabalar, Denizli'ye giden primler, Eskisehir macindaki Sirp dayanismasi esliginde 14 senelik sampiyonluk hasretine son verdigi, Besiktas'in sampiyonlugu sanina yarasir bi' bicimde son 2 macta ve bi' son dakika goluyle kaybettigi bi' sezondur. Klasik olarak, su an "dost, kardes" belletilmeye calisilan Galatasaray'in sampiyonlugumuzu caldigi, bizi ayakta sktigi bi' sezondur. Lakin bu maddenin konusu o degil. Ben daha cok tek bi' pozisyonu koycam, ki cogunuz biliyosunuzdur. Sezonu daha basindan ozetleyen bi' pozisyon. Hakem Ahmet Akcay'in Besiktas'a attigi gol. Evet. Durmasi gereken yerden yaklasik 15-20 metre onde durup -bana kalirsa bilerek- attigi gol. "Ama egiliyo', kaciyo' toptan" falan demeyin. Kafaya cikmasini beklemiyodunuz herhalde?

7- Fevzi'nin iskasi : Aslinda bu listeyi yapmama vesile olan olay da, Eksi Besiktas'ta, bu olay hakkinda yakin zamanda yazilmis, ayni isimli bi' yaziyi okumamdi. Olaya gecelim. 99/00 sezonu. Galatasaray Avrupa'da feci ilerliyo', UEFA'yi aldiklari sene hani. Ligi biraz boslamis gibiler. Besiktas ise 29. haftadaki bu mac 12 mac ard arda kazanip, puan farkini 5'e indirmis bi' sekilde geliyo'. Zaten kazanirsa 13 mac ard arda kazanarak rekor kiracak TSL icin. Maci izlemeye babam gitmisti, beni beklememisti, neden hatirlamiyorum. 1-0 olunca babam ariyo', "Oglum koyduk cocugu" diye. Acaip seviniyorum evde, acaip. Sonra bi' daha ariyo', macin sonlarina dogru. Olu gibi bi' sesle golu anlatiyo'. 2. kez Besiktas icin agliyorum. Fevzi'nin yukselisteki Besiktas kariyeri bu macla birlikte dususe geciyo' ve 01/02'deki elinden kacirmalari ile bitiyo'. Direklere kafasini vura vura bitirdi kariyerini. Macin golleri de burada.


6- Kacin lan kacin sahibi geldi : 24 Ekim 2007. Uzun sure sonra babamla gittigim ilk ve o gunden beri benle gelmedigi icin son mac. Inonu'de ruya gibi bi' aksam, Liverpool'a 2-1 cakiyoruz. Dunya tribun goruyo'. Mac cikisi babamin soyledigi ilk sey "Nasil koyduk ehehe" falan degil. "Oglum rovansta cok pis cakacaklar". Dogrudur diyorum, zira bu mac sonunda Liverpool 3 macta 1 puanda kaliyo'. Bundan sonra tek bi' puan kaybi, onceki sene final oynadigi Sampiyonlar Ligi'nden ilk turda elenmesi demek. 6 Kasim 2007'de ise evde aklimizdan gecen 4-5 yiyip donecegimiz. Hayir, daha kotusu oluyo'. 8. Sekiz. En farkli skor ile Sampiyonlar Ligi tarihine geciyoruz. Aslinda bu mac bence abartildigi kadar buyuk bi' etki yaratmadi bence Besiktas taraftari uzerinde. Cunku fark olacagi asiri belliydi. Takim o haftasonu oynanan Fenerbahce macindaki hakem hatalarindan, "PAF ile cikacagiz bla bla" soylemlerinden etkilenmisti ve rakip de Liverpool'du yani. Ben sahsen bu maca, ayni sene Avrupa'da aldigimiz diger 3 maglubiyetten daha az uzuldum. Tarihe gecmesek daha iyi olurdu tabi, evet. Ayrica o sene Besiktas fena bi' performans da gostermemisti gruplarda, son maca kadar gruptan cikma sansimizi korumustuk. O kadroyla fena isler yapmamisti. Biraz insanlarin ve medyanin gazlamasi bu maci bugunku "efsanevi" statusune yerlestirdi. Yoksa Kadikoy'deki 3-4'luk macimiz her anlamda, tarafsiz gozle bile daha efsanevidir bence. Yine de bu maci 6 numaraya koymamin sebebi, sohreti. Macin ozeti burada. Ozet dedigime bakmayin, her pozisyon gol mniskim.

5- Ulan Peruzzi! : 03/04 Sampiyonlar Ligi. Bu sefer Abramovich'in satin aldigi Chelsea'yi 2'den cekmek disinda gayet iyi kuralar cekmistir Besiktas. Lazio, Chelsea ve Sparta Prag'in bulundugu grupta 5 mac sonunda 7 puanla 2. durumdadir. 1. Chelsea'nin 10 puani vardir. 3. Sparta ve 4. Lazio 5'er puandadirlar. Son maclarda Besiktas - Chelsea'ye karsi ev sahibi konumunda olmasina karsin maci Almanya'da oynayacaktir, o donemde Istanbul'daki teror saldirilarindan oturu. Sparta ile Lazio da Prag'da karsilasacaktir. Isler biraz karisiktir. Besiktas kazanirsa lider cikacaktir. Beraberlikte, alt tarafta Lazio kazanirsa Lazio 2. Besiktas 3., Sparta kazanirsa Besiktas 2. Sparta 3. olacaktir. 2li averaj olaylari malum. Maglubiyette ise alttakilerin beraberligi disinda her skorda 3.'dur Besiktas. Ama 3.'luk garantidir yani. Maclar baslar. Besiktas biraz fazla defansif bi' taktikle cikar, pek varlik gosteremez, Londra'daki 2-0 aldigi macin aksine. Pancu'yla ilk yarinin sonlarina dogru bi' gol kacar. Mac rolantide giderken Bridge'in goluyle 77'de 1-0 geriye duseriz. 85'te Hasselbaink 2 yapar, o sinir bozucu gol sevinci hala gozlerimin onundedir. Serefsiz gibi sevinirler. Ulan gruptan cikmayi garantilemissin, Londra'da bi' caktik diye boyle de hirs yapilmaz ki. Birak baglayalim beraberlige. Guntekin Onay saydirdikca saydirir Lucescu'ya. Artik Prag'taki macin berabere bitmesi disinda bi' sansi kalmamistir Besiktas'in. Prag'taki mac da alinan bilgiye gore 0-0 devam etmektedir. Artik son dakikalar. TV'de, ekranin sag alt kosesinde ufak bi' ekran acilir. Aha derim, herhalde 0-0 bitti orada da. Acilan ekranda bi' duran top kullaniliyodur. Kullanilir. Lazio kalecisi Peruzzi bosa cikar, iskalar topu. Kincl tamamlar. 90+3'te Sparta golu atar. 2. tura kalirlar. Bu son 2-3 satirdaki olaylar yaklasik bi' 10 saniye icerisinde gerceklesir. 02/03'teki bizi UEFA'dan eleyen, o sezon ise topladigi 5 puanin 4'unu bizden koparan Lazio, yine onumuze tas koyar. Serefsizler. Hala ara ara dusunup ah cektigim anlardan biridir bu. Neyse ki Sparta'ya 2. turda Milan 0-0 ve 4-1'lik skorlarla haddini bildirir. Kincl'in golu.


4- "Doksaniki, doksanuuuuuc sezonunda!" : "2 takim sampiyonluk yolunda, hatirlayin ne oldu Ankara'da" diye devam eder bu tezahurat. N'olmustur? Bakalim. Besiktas onceki 3 sezonda da sampiyon olmus, ve ard arda 4. sampiyonluguna kosmaktadir. 29. haftada [o zaman lig 16 takim oldugu icin sondan 1 onceki hafta olur bu] Galatasaray ile Besiktas 1-1 berabere kalir ve son haftaya puan puana girerler. Galatasaray'in averaji 45, Besiktas'inki 43'tur. Yani Besiktas, Galatasaray'in attigindan 3 fazla fark atmak zorundadir sampiyonluk icin. Besiktas Genclerbirligi'nin 3-1 yener. Galatasaray ise isini sansa birakmaz ve Ankaragucu'nu deplasmanda 8-0 maglup eder. Ilk yari 5-0 bitmistir ve tum goller 68. dakikaya kadardir. Son 22 dakika fazla belli etmemek adina biraz durmus olmalilar. Bu maca yonelik, Galatasaraylilarin en buyuk argumani "Ne var, 8-0 normal bi' skor. Siz de onlari 6-0 yenmistiniz. Zaten Ankaragucu cok kotuydu. Hem 1-0 alsak bile sampiyonduk." seklindedir. Uzuuun uzun yazarlar. %99'u mactaki golleri gormemistir bile. Zira bu macin boyle buyuk bi' serefsizlik olmasinin sebebi Ankaragucu'nun 8 gol yemesi degildir. Ankaragucu zaten cok kotudur o sezon, geleni 5 golle buyur etmis, gideni 10 golle ugurlamistir. Sebep, o yenen 8 golun nasil yendigidir. Defans ve kaleci hatalarina dikkat lutfen. Izleyelim. Komedi. Hala savunmaya calisirlar ya uzun uzun yazip, su haftada su oldu, su haftada su futbolcu sakatti, Besiktas'a karsi niye oynadi, su futbolcu yalnizca 10 mac oynamisken neden bu macta vardi vs vs diye. Uzucu.

3- 2007/08 hakem hatalari : Genelde rakip takim taraftarlari tarafindan "Besiktas taraftari da amma agliyor yahu ahahahah aglama Melis ahahahah" tadinda yaklasilan bi' sezon olmustu bu. Fakat hakemlerin Besiktas'i yine ayakta sktigi bi' sezondu da ayni zamanda. Galatasaray macinda olmayan korner ve olmayan penalti neticesinde 2-1 yenilmemiz, deplasmandaki Trabzonspor macinda Rustu'nun komik bi' sekilde atilmasi, Fenerbahce macinda Higuain'in son dakikada iptal edilen golu, Ankaraspor macinda kafaya cikan Nobre'nin, top degmemesine bile ragmen elle atti diye iptal edilmesi, 10 Kasim'daki Sivas macinda verilmeyen faulun donusunde Kurbanov'un attigi gol, Inonu'deki Oftas macindaki gol vs vs. Yasayan bilir. Cok net bi' sey bu, Besiktas'in bu sezon -cogu buyuk maclarda olmak uzere- en az 12-13 puani calinmistir.

2- Samsun'da baslayan cokus : Yine 03/04 sezonu. Ciddi anlamda icimi acitan sezon. Besiktas'in neden Besiktas oldugunu ve hep oyle kalacagini aciklayan sezon. Oyle ki, simdi gelseler "birader o sezon cok cekmistiniz, alin size 5 sampiyonluk daha verelim" deseler kabul etmem, ille de 03/04 derim. Ayrintili olarak aciklayacagim.

Son sampiyon Besiktas, ilk yariyi inanilmaz bi' performansla, 17 macta 13 galibiyet 4 beraberlik ve 0 maglubiyetle, 42 gol atip 15 gol yiyerek, en yakin rakibi Fenerbahce'nin 11 puan onunde bitirir. Fenerbahce'nin 1 mac eksigi vardir. 86. dakikasinda kural hatasi yapilan Rize macini bastan tekrar oynar Fenerbahce. Ilk macta Fenerbahce'nin futbolcusu olmayan Nobre de oynar ve maci 4-1 kazanirlar. Oysa normalde macin 86. dakikadan itibaren oynanmasi gerekirdi. Puan farki 8'e iner.

Sonra oyun baslar. Samsunspor macindan baslayarak, sistematik bi' sekilde Besiktas'in sampiyonlugu elinden alinir. Besiktas o macta 2'si bilerek olmak uzere 5 kirmizi kart gorur. Mac 1-1 iken, 45. dakikada 8 kisi kalir takim. Sonra 4-1 olunca Pancu ve Ilhan bilerek kirmizi gorur. Ilk 2 kirmizi kart dogrudur lakin burada da bi' standart yanlisligi var; Julio Cesar'in da ayni sekilde sert oyunundan oturu atilmasi gerekirdi daha ilk yarida. Takimi 8 kisi birakan, Ahmet Yildirim'in kirmizisi ise kulliyen yanlistir. Simdi burada bir duralim; zira 9 kisilik bir takim ile 8 kisilik takim arasindaki fark, 10 ile 9 arasindaki farktan buyuktur. 10 kisi kalan takim ile 9 kisi kalan takimda pek birsey farketmez, eksiksindir sonucta. Ancak 8 kisi kalinca inanc kaybolur takimdaki, bir bokluk oldugunu hisseder oyuncular. N'oluyo' mna koyim derler. Hele takimi 8 kisi birakan kart, komik otesi bir kart ise, o inancin kaybolmasi kadar dogal birsey olamaz. Kaldi ki o zamanki Besiktas'in Samsun'dan 9 kisiyle de puan[lar] alabilecegi de su goturmez bir gercekti. 3. karttan sonra, 44. dakikada, yani 2. yariyi beklemeden, Samsun teknik direktoru, Julio Cesar'i oyundan aldi. 2. yari zaten ard arda 3 gol yedik, 4-1 oldu. Sonrasinda takim birakti maci, Pancu ile Mansiz da bilerek ve isteyerek atildi. O kirmizi kartlarin dogru olmasindan dogal bi' sey yok, kirmizi gormek istediler zaten.

O sezonu sadece Samsun macina baglamak yalan olur :

- Ilk yari oynanan 2-2'lik FB maci, Kadikoy'deki. Aurelio'nun Sergen'in dislerini dirsekle kirdigi. Sari karti olan Ali Gunes'in Uzulmez'e ucan tekme edasiyla daldigi. Korneri ziplayarak bilerek elle kesen ve kart gormeyen Tuncay'in Cordoba'ya top elindeyken cift girdigi ve yine kart almadigi. Hakem takdirinin Fenerbahce yaninda oldugu cok sayida mactan biriydi.

- Hassan'in golunun verilmedigi Malatya maci [kar altinda oynanmisti]

- Elle oynama sonucu bariz penaltimizin verilmedigi Gencler maci [2-0 geriye dusmustuk hemen macin basinda, 2-2 iken son dakikalarda olmustu]

- Asiri sert oyuna goz yumulan ve Tumer'in golunun sayilmadigi Ankaragucu maci [1-1 bitmisti hani, Yilmaz zannedersem atilacagi maci kartsiz tamamlamisti]

- 1-3'luk D. Bakir macinda Murat Salar'in [emin degilim] attigi uzaktan golden 1 dk sonra Sergen'in nizami golu iptal edilmisti. Daha sonra Serdar'in ceza alani icinde cekilmesine penalti verilmemisti. O D. Bakir macinin hakemi Kuddusi Muftuoglu'nun Sedat Peker'in atadigi o yaz ortaya cikan telefon gorusmeleriyle ortaya cikmisti. Isteyen Milliyet gazetesinin [Fanatik de olabilir, 2sini okurum ben] bakabilir. Hatta Muftuoglu icin" Koyun Muftusu" deniyordu konusmada.] arsivlerine bakabilir netten.

- 0-3'luk TS macinda mac 0-1 iken Sinan'in dusurulusu, 0-2 iken Pancu'nun dusurulusunu es gecmek hos olmaz.

- Fenerbahce ayni sezon sahaya semsiye attigi mac oldu, Senol'a 90 dakika ana baci gidildigi mac oldu ama hic bi' yaptirim uygulanmadi. Bizim sahamiz en ufak bi' seyde 2 kez kapandi o sezon, 2 macta 1 puan alabildik. [1-1 Konya [gerci bu hakliydi biraz, GS macinda atilan mesaleler malum ama GS'ye bi' yaptirim uygulanmadi diye hatirliyorum], 1-2 Istanbulspor]

- Fenerbahce maclarindaki bariz hakem hatalarini unutmayalim. 3-1'lik FB - TS macinda Gokdeniz'in gole giden pozisyonu ofsayt diye kesilmisti, mac ya 0-0 ya da 1-0 idi. 1-0'lik Genclerbirligi macinda elle duzeltilip atilan gol, 2-1'lik FB - GS macinda Yozgatli'nin golu once bilegine basilan Prates. 2-2'lik ilk maclarinda Luciano'nun voleybolunu hatirlamayan yoktur herhalde.

- Sene basinda, Ekim 2003'te Cuma oynanan ve 0-0 biten GS macinda de Boer'in son dakikada ceza alaninda topu elle almasi da var ayrica. Aslinda bi' suru sey var o sene ; sadece ilk yari degil. Ilk yari ince ince yaptiklarini 2. yari hardcore sekilde uyguladilar aslinda.

- Her macta Besiktas'tan en az 1 oyuncu dandik kartlarla cezali duruma dusurulerek sonraki maclara eksik cikilmasi saglandi. Bunun en guzel ornegini operasyonun son halkasi olan 25 Nisan 2004'teki FB macinda gorebiliriz, 1-3 yenildigimiz. Onceki haftaki Konya macinda Ronaldo'ya ve Emre'ye gosterilen dandik sari kartlar [hadi Emre'nin neyse, ama Ronaldo'nunkinin alakasi yoktu sari kartla] sonucu FB macinda defans kurgumuz Ahmet, Yasin, Zago seklinde olmustu. Evet Yasin stoper.

Biraz uzun ve propaganda yazisi gibi oldu farkindayim ama o sezon cidden Besiktas'a yapilanlar orospu cocuklugundan baska bi' sey degildi. Her zaman nefretle anarim bu sezonu. Zaten bu sezonun sonunda olan olaylar, 1. maddemize sebep oldu. Evet.


1- Yildirim Demiroren : Pek uzun yazmayacagim. Besiktas'in basina gelen en buyuk talihsizlik. Son 5 sezonda yasadiklarimizin, degerlerimizi kaybetmemizin en buyuk musebbibi. Besiktas'i, kucuk Fenerbahce haline getiren adam. Besiktas'i digerlerinin seviyesine ceken, siradanlastiran adam. Bundan sonra 15 sene ust uste sampiyon olsak bile "Yildirim Demiroreeen yeteeeer!". Bu kadar.

6.9.09

Bulent baskaann

Boyle videolari pek paylasmam ama bu cok fena. Aklima geldikce guluyorum sapik gibi 1 haftadir. 2008'deki -30 derecede oynanan ve Sivas'in 2-0 kazandigi Trabzon macindan sonra cekilmis.



Yaygin kaninin aksine, "koyim" degil "koduk" diyo'. Kazandiklari mactan sonra o sevincle neden kufretsin ki teknik direktorune degil mi. Ayrica 21. saniyede soldan giren ve istifini bozmadan ziplamaya katilan abi, Bulent Uygun'un kizinin bakislari, anafora kapilmiscasina ortadan kaybolan sari yelekli guvenlik gorevlisi ve oral sekse yeltenen adam takdire sayan diger ayrintilar.

YouTube linki : http://www.youtube.com/watch?v=XNrJF1O3Trw

25.8.09

Inglourious Basterds


Bu ay izledigim filmler icinde beni bloga yazi yazmaya sevk eden bi' tanesi vardi. Yaklasik 2 yildir sabirsizlikla bekledigim, Tarantino'nun son filmi Inglourious Basterds. Filmi izlemeyenler bu kadar bilgiyle yetinip su cumleden sonra sayfayi kapayabilir cunku yazacaklarim agir miktarda spoiler icermekte.

- Oncelikle filmi begendigimi belirteyim. Lakin 153 dakika filme yetmemis sanki. Mesela Basterds'taki The Jew Bear ve Stiglitz'ten daha cok bahsedilmesini beklerdim ben, zira onlarin gecmislerinden bahsediliyor, "Basterds" arasinda en cok one cikan 2 isim bunlar. Rolleri de guzel. Hatta sunu da diyeyim, filmin genelinde, Basterds'in icraatlari uzerinde bekledigimden az durulmus. Fragmani izleyip, filmin %90'inin aksiyon dolu Basterds piclikleriyle dolu oldugunu sananlarhayal kirikligina ugrayabilir. %20'sini belki olusturuyor cunku. Film daha cok Yahudi bi' kiz ile Basterds'in hikayesinin bi' yerde birlesmesi seklinde. Klasik Tarantino, birden fazla farkli hikayenin ortak bi' noktada/mekanda kesismesi. Filmin potansiyeli cok cok buyuk aslinda, Kill Bill gibi 2 bolum seklinde yayinlansa efsanevi olurdu. Su an da guzel tabi fakat bi' seyler eksik sanki.

- Kurgusal bi' film bu. Klasik 2. Dunya Savasi filmlerinden degil yani. "Bu hikaye tamamen gercektir" durumu yok - ki bu da filmi farkli kilan bi' baska etken. Hitler de intihar ettiydi zaten ama bilmeyen biri filmin yansitilisina bakarak kendisinin sinemada oldugunu gayet de dusunebilir.

- Filmde kahkaha attiran bol bol yer var, gerim gerim derdiren de. Hele beni en cok giris sahnesi gerdi. Ben o sutcunun kizlarina bi' piclik yapilacagini dusunuyodum disaridaki askerler tarafindan. Veya Hans Landa'nin direk sutcuye saldiracagini falan. Yine bi' piclik yapildi tabi ama, bekledigim sey cikmadi. Fransiz sutcu abi cok iyi oynamis, gonul onu ileride farkli Tarantino filmlerinde de gormek ister. Ama filmde gordugum tek mantiksizlik da o abinin sahnesinde. Alelade bi' Fransiz koylusu nasil oluyo' da Ingilizce'yi oyle akici konusuyo' ki?

- Hans Landa - gercek adiyla Christoph Waltz. Kendisi oyle bi' oynamis ki, yemin ediyorum Oscar'a aday gosterilmezse ayip. Ilk kez bi' filmini gordum kendisinin fakat cok basarili cidden. Ciktigi her sahnede sakin uslubuyla geriyo' insani. Gicik oluyosunuz ipneye. Brad Pitt'i bile golgede biraktigini soyleyebilirim.

- Aldo Raine rolu Brad Pitt'e tam uymamis sanki. Tam yansitamamis o karakteri. Daha once Michael Madsen'in adi geciyodu bu rol icin -ki IMDB'de gorunce sevinc cigliklari atmistim- sonra ne oldu bilmiyorum ama Brad Pitt'te karar kilindi. Gerci Samuel L. Jackson'in da adi geciyodu. Neyse. Michael Madsen eminim ki bu filmi alir bi' ust duzeye tasirdi. Mr. Blonde'tan alistigimiz uzere, karizmasiyla, cussesiyle, mimikleriyle sakin-emreden-psikopat rollere cuk oturan biri. Yanlis anlasilmasin, Brad Pitt'i cidden severim, hele 90'larin sonundan itibaren oynadigi cogu film iyidir. Ama bu rol ona oturmamis. Rol icabi aksani basta guzel geliyo' ama filmin sonlarina dogru aksanin dozu mu artti anlamasim ama irrite etmeye basladi beni. Cok kasmis belli ki aksan icin. Amerikali dedigin guneyli de olsa kuzeyli de olsa oyle konusmaz kardesim. Cok acik bi' sey bu. Ha ama mimikleri, oyunculugu falan yine harika o ayri. Yine iyi bi' oyunculuk sergilemis. Ama dedigim gibi, Madsen'i dusunuyorum da, daha iyi giderdi sanki.


- Eli Roth, nam-i diger Donny Donowitz "The Jew Bear" ustte dedigim gibi cok uzerinde durulmasa da gayet iyi bi' oyunculuk cikarmis. Rol de kendisine gitmis gayet. Gercekte de bi' Yahudi kendisi, bariz bi' sekilde hevesle oynamis bu filmi.

- Ha bi' de bu filme Yahudi propagandasi, ABD propagandasi diyenler var. Komik oluyolar cidden. "Vahsice kafa derisi yuzen pic Yahudiler" temali bi' Yahudi propagandasi kulaga pek mantikli gelmiyo' bence. 2. Dunya Savasi hakkinda yuzlerce "Yahudi propagandasi" diyebilecegimiz film var, acin onlari izleyin, Basterds ile aralarindaki 7 farki bulun derim. Hangisinde Yahudiler iyilik melegi, hangisinde vahsi olarak gosteriliyor. Ha tarihin en buyuk felaketi gelmis Yahudiler'in basina, propaganda yapip yasanan aci dolu yillari yeni nesillere aktarmaktan da dogal bi' sey olamaz - kisisel gorusum. ABD propagandasi diyenleri de anlamiyorum, sahsen ben ABD'nin devlet politikasi olan ikiyuzlulugunu gordum bu filmde, "Dunyayi kurtarip savasi bitiren Amerikali Yahudiler"i degil. Zira Basterds olaya dahil olmasaydi bile Fransiz bi' Yahudi kizi savasi zaten kisisel planiyla bitirecekti. Her seyden oyle nem kapmamak lazim. Siyasi onyargilari salonun kapisinda birakip oyle girmek lazim sinemaya.

- Neyse. Melanie Laurent'in bi' icim su oldugunu belirterek devam edeyim, apolitik durusuma geri doneyim. Uzun suredir bi' kadindan boylesine etkilenmemistim.

- Klasik olarak muzikler harika. Bi' Tarantino filminden beklenecek bi' sey bu tabi. Sasirtmiyo' dolayisiyla. Ama Bowie'den Putting Out Fire'i duyunca ayrica bi' mutlu oldum.

- Sinema sahnesi [Stolz der Nation] ve Nazilerin tepkileri ciddi ciddi George Orwell'a bi' saygi durusu bence. Hele sonra Shosanna'nin [Melanie Laurent] ekrana cikip yaptigi "simdi ananizi sktim" minvalindeki konusma direkman "Big Brother ulan bu" dedirtti bana.

- Wilhelm'in olup Max'in yetim kalmasina uzuldugumu belirteyim. Bi' Nazi'ye uzulebilecegimi fark ettirdi bu film, bi' ilk bu. Kurgusal olsa da.

- Bi' de sunu diyeyim. 153 dakika film. Ve nette "uzundu", "sIkti", "baydi" gibisinden yorumlar okudum. Sasirdim acikcasi, acikcasi bitmesini hic beklemiyodum izlerken, 4-5 sn ekrana bakakaldim "aaa bitti mi lan" diyerek. Zevkler farklidir elbet ama, hic anlamiyo' insan vaktin nasil gectigini.

6.8.09

i'm your fan


Girerken I'm Your Man idim. Cikarken ise Tower Of Song veya Avalanche. Bi' anda her seyi bu kadar guzellestiren ve insana kendini iyi hissettiren buyuk olcude Leonard Cohen'di elbet. Baska faktorleri es geceyim. Cok sey de yazmak istemiyorum; ne yazsam bos cunku, hep bi' seyler eksik kalacak dun geceki 'olay' hakkinda. Sayfalarca yazabilirim yoksa, ama yine eksik olur. Devaminda sabahlamayla taclandirilan, hayatimin en mutlu 2. gecesiydi dunku. Buyuksun Cohen be. Ama sunu da eklemek isterim. 74 yasinda olup, sahnede bu mutevaziligi, dakikligi ve centilmenligi gosterecek baska bi' erkek yoktur dunya uzerinde. Sahne arkadaslarini tanitirken diz cokmek, sapkayi kalbine bastirmak ve hatta bazen saygi durusunda durmak anca Leonard Cohen'in yapacagi bi' istir bence. Bi' de su olayi bile Israil'e baglayabilen orospu cocuklari olmasa zaten uber bi' konser olacakti. Neyse. "Thank you so much for coming to this" diyo' adam ulan, sen Leonard Cohen'sin, gelmezsem sksinler cok afedersiniz.

Bi' de herhalde soyle 2-3 sene daha konsere gitmem muhtemelen. Gerek yok dun geceki ayinden sonra.

...so you can stick your little pins in that voodoo doll;
i'm very sorry, baby, doesn't look like me at all!
i'm standing by the window where the light is strong.
ah, they don't let a woman kill you,
not in the tower of song
...


4.8.09

"i knew the words of every song"


Takriben 22 saat sonra Leonard Cohen, dolunay esliginde, Harbiye'de sahnede olacak. Aslinda 46 saat sonra da olacak, ona da istirak etmek cok isterdim ama biz de para sicmiyoruz burada. Neyse. Gerci kendisinin ilk ve son Turkiye konseri olacak bunlar muhtemelen. Bu yasindan sonra ne bi' tur, ne de bi' album daha yapar tahminimce Cohen baba. O yuzden aslinda disten tirnaktan artirip 2.'ye de gitmek lazimdi ama olmadi. Saglik olsun. Fakat nasil giyinip gidecegim konusunda kararsizim. Soyle sort tisort gitmek isterdim, konser cikisi sabahlanacagi icin ama Fatboy Slim konserine gitmiyoruz, Leonard Cohen lan bu. Dogal olarak ciddi ve yas ortalamasi yuksek bi' konser olacaktir. Sozlukteki yorumlari da gorunce ceketle gitmem gerektigini fark ettim aci icinde. Oyle zirzop gibi dolanmamak lazim ortalikta.

Takriben 25 sarki okuyacak Cohen, 50 okusa da yetmeyecegi icin cok da onemi yok. Lakin olmasini delicesine istedigim, ruyamda gordugum 3 sarkinin yalnizca 1'inin setlistte olmasi beni derinden yaraladi. Yine de nasil Scorsese icin "otuzbir cekse izleriz beabi" diyosak, Cohen de o bariton sesiyle kolbasti bile soylese dinleriz. Sorun degil. Zaten setlistte agirligi kendisinin favorim olan 2 albumu The Future ve I'm Your Man almis, o da pek bi' sahane olmus. Hele 3 tane bis olmasi harikulade yapmis olayi. Lakin yine de gozler The Stranger Song ve Is This What You Wanted?'i aradi. Turdaki onceki konserlerin setlistlerinde Waiting For The Miracle da yok, iste o da olmazsa cidden cok uzulurum. Neyse. Takriben su sekilde olacak setlist :


First Set:
Dance Me To The End Of Love
The Future
Ain't No Cure For Love
Bird On The Wire
Everybody Knows
In My Secret Life
Who By Fire
Chelsea Hotel #2
Waiting For The Miracle
Anthem

Second Set:
Tower Of Song
Suzanne
Sisters Of Mercy
Take This Waltz
Boogie Street
Hallelujah
I'm Your Man
A Thousand Kisses Deep
Democracy

Encore One:
So Long, Marianne
First We Take Manhattan

Encore Two:
Famous Blue Raincoat
If It Be Your Will
Closing time

Encore Three:
I Tried To Leave You
Whither Thou Goest

Icim icime sigmiyor su setliste baktikca. Ooof of.



...you who wish to conquer pain,
you must learn what makes me kind;
the crumbs of love that you offer me,
they're the crumbs i've left behind.
your pain is no credential here,
it's just the shadow, shadow of my wound...

25.7.09

-

Cok sanssizim ulan su aralar. Bunu anlattigim -ekseriyetle er kisiler- insanlar "olm eherorhorehor, git bi' dus al lan eheoreoehoeeor" diyo', siz demeyin. Normalde asiri sansli bi' adamimdir. Herhalde olayin dengelenmesi icin oluyo' bunlar biraz da. Her sey sanirim 2 hafta once bisikletle kamyona carpmamla basladi. Aslinda tam carpmadim. Birazcik alkolluydum, uykum da vardi. Soyle 5-10 saniyede bi' gozlerimi dinlendirip oyle gidiyordum, yolu gide gele ezberlemisim sonucta. Karsidan arkadasin arabasi gozuktu, selam verdim. Bi' kac saniye sonra sola donmem gerekti, sol seritten dondum mal gibi. Kamyon cikti pat diye karsima. Kamyonun degdigini hissettigim an, o milisaniyeler icinde kendimi direk yere attim, yana dogru. O anda bi' sey olmadi, ama kamyon durunca bisiklet de uzerime dusunce cok fena oldu, bunu belirteyim.

2 gun sonra da bicak cekti herifin teki. Gasp falan degil. Arkadasla [blogu okuyan cogu insan tanir kendisini] Findikli'da sahilde sessizce icerken emredercesine sigara istedi bi' adam. Yaninda bi' madde etkisinde oldugu bariz olan bi' adam daha vardi. Ben sessiz kaldim basta, arkadas reddetti. Sonra adam arkadasi ufaktan tehdit etmeye baslayinca [pat diye tehdide baslamadi tabi, 5-6 cumlelik bi' diyalog gecti aralarinda], ben sinirlendim, adama diklendim. Adam yanima coktu, "Senin adin ne?" dedi; adimi soyleyince "Sen hic yaralandin mi peki devotee?" dedi, elindeki bicagi gorunce "la n'oliy" moduna girdim birden ama belli etmedim. Ters cevaplar vermeye, diklenmeye devam ettim, ama oteki elimdeki cam siseyi sIkI sIkI kavrayarak ve hafiften geri cekilerek. Baktim arkadas da o vaziyette. Adam 15-20 dakika basimizda durdu, ortam ne zaman arkadas konussa yumusuyor, ben konussam geriliyordu. En son adam 15-20 metre otemizde oturan tinerciye dogru bicagi acarak kosmaya baslayinca ufaktan uzaklastik. Erkeklige bok surdurmedik tabi. Bizde geri vites yook kaardi$im

2 gun once de arkadaslarin yanina giderken araba carpti. Bi' sey olmadi, su an su satirlari yaziyorum yani. Tabi bu biraz da benim malligim. Kulaklik var kulagimda, World In My Eyes [Mode To Joy]'un verdigi gazla yuruyorum saga sola bakmadan. Tam yola adimimi atacaktim ki, soldan hizla gelen bi' araba [cidden hizliydi lan] dirsegime carpti. Aynasi carpti daha dogrusu. Kufrettim ama n'oldugunu hatirlamiyorum, cidden acidi baya. Kolu kirdim sandim ben, gecmiste kirildiginda cikan sese benzer bi' ses geldi cunku. Adam indi arabadan "allallalallalalala" seklinde. "Benim hatam" dedim adeta bi' olgun, bi' yetiskin sahsiyet gibi. "Yavbiliyomseninhatanoldugunudadikkatetbekardesyav" dedi. En azindan ben bunu cikardim. Hastaneye gotureyim mi dedi [anlayacaginiz sekilde yaziyorum], yok acelem var dedim. Gel yemek ismarliyim kardes dedi. Ooooooo koymusum gotune acelenin dedim icimden, adam kebap ismarladi. Actim ulan n'apayim.

Yine ayni gun, 2 arkadasla [bunlari da tanirlar okuyucular elbet] disarda sabahlarken zippom mazgalin uzerine dustu. Hassiktir falan oldum yane. Ama iceri dusmedi. Oh ulan deyip 1 adim attim almak icin, ayagimin sarsintisindan zippo asagi dustu. "Ananiskimnoluyoruzlanolmkosunlanzippodustuuu". Mazgalin yarisinin da uzerinde traktorun bi' tekeri var, traktor ne alaka demeyin. Var. Kaldiramiyoruz mazgali yani. Sonra bi' sopanin ucuna sakiz yapistirip telefon isigiyla aydinlattigimiz mazgaldan zippoyu almaya karar verdik. Ben bu konuda tecrubeliyim. 1 kez kombine biletimi, 1 kez de lise 2 karnemi dusurdum ben bu mazgallara. Alalim derken zippoyu zemindeki bosluktan daha da asagi dusurduk, gorunmez oldu. Evlat acisi gibi koydu. Clipper'a geri donus bana cok agir geldi. Yenisini kisa sure icinde almayi dusunmuyorum. Belki sonra. Pek mutluydum ben onla. Aciyi atlatinca alicam yenisini.

Bu arada blogu boyle sevgili gunluk tadina kullanmiyorum pek ama n'apalim cok bos kaldi garibim.

Baslik da bulamadim ulan n'apayim. Gidip "Unluckiness :(" mi yazayim dikkat cekmesi icin ulan.

10.7.09

upon the shore, beneath the bridge

...

and then sweeping up the jokers that he left behind
you find he did not leave you very much; not even laughter.
like any dealer he was watching for the card
that is so high and wild
he'll never need to deal another
he was just some joseph looking for a manger
he was just some joseph looking for a manger

...

well, i've been waiting, i was sure
we'd meet between the trains we're waiting for
i think it's time to board another
please understand, i never had a secret chart
to get me to the heart of this
or any other matter
"when he talks like this
you don't know what he's after"
when he speaks like this
you don't know what he's after.

...

i told you when i came i was a stranger.



6.7.09

30!


05.08.2009

Alemin krali geliyooooorrr geliyooooooorrr geliyooooooooooorrrrr!


Bu da iptal olursa keserim ulan kendimi.

28.6.09

Michael Jackson & Vitiligo

Dunyanin en unlu insani. Yok artik. Gidisini, gittigi anda nette oldugum icin 10 dk sonra falan aldim. Uzuldum, hem de cok. Acikcasi ilk 10'uma bile girmez, ama yine de zevkime hitap eden bi' muzik yapan, sIk sIk dinledigim ve saygi duydugum kendine has bi' insandi. Huzur icinde yatsin.

Ha bi' de bu vesileyle de insanlarin yanlis bildigi ve her dile getirdigimde "yok olm yanlis biliyosun sen, ben roportajini izledim" denen bi' seyi de duzelteyim kendimce. Michael Jackson derisinin rengini falan actirmadi zira 80'lerin teknolojisiyle oyle bi' sey mumkun degil. Kendisi 1981'den beri vitiligo denen bi' hastaliktan muzdaripti. Bu vitiligo denen sey derinin pigmentlerini kaybetmesine neden oluyo' ve vucudun rengi git gide aciliyo'. Olu pigmentler de, beyaz, bembeyaz, bi' insan icin fazla beyaz bi' renk veriyo' deriye. 1993'te aciklamis kendisi vitiligo oldugunu, doktor raporu falan da var. Oyle "Beyaz olayim alemlere akayim" tarzi bi' dusuncesi yoktu yani kariyerinin zirvesini siyahken yasayan Michael Jackson'in. Hatta kendisinin muhtemelen vucudunun tamami beyaz degildi, yer yer beyazliklar vardi zira vitiligo tum vucudu oyle sak diye saran bi' hastalik degilmis. Ha kendisi bunu kapamak icin makyaja, cesitli yontemlere basvurmus ve sonunda cilt kanseri olmus, o ayri. Ve muhtemelen yine ayni hastalik sebebiyle saclari da beyazmis kendisinin, boyuyomus. Ama yine de "Derisinin rengini actirmis abi", "DNA'sini degistirmis adamda para bok", "Michael Jackson siyah, erkek ve yoksul olarak dogmustur ama beyaz, kadin ve zengin olarak olecektir." geyiklerinden kurtulamadi, o ayri. Sonuncusunu Woody Allen soylemis, yazik.

Kendisinin vitiligo hastaligina kanit olabilecek bazi resimleri asagida. Uzerine tiklayin da buyusun.

Cocuk tacizi olaylarina hic girmiyorum bile, aklandi kendisi lakin "bok at izi kalsin" tarzi dusunceler nedeniyle halen o sekilde aniliyo'. Bunda medyanin da etkisi buyuk elbet. Olumu anisina en begendigim sarkisini da koyayim, tam olsun.



Eger YouTube'u hala acamiyosaniz [e yuh ulan] Dirty Diana iste. Ama videosunu izleyin derim ben. Gayet gaz.

8.6.09

Tales Of Mere Existence

Lev Yilmaz. '73 dogumlu bi' cizer. Isvecli bi' anne ve Turk bi' babanin olgu, ABD'de yasiyo' kendisi. Tales Of Mere Existence adinda bi' seriye sahip, DVD'si falan var. Gormek ve dolayisiyla almak nasip olmadi ama YouTube'dan izliyoruz yaptiklarini. Cok hosuma gittigini soyleyebilirim. YouTube uzerinden calismalarina ulasabilmek icin buraya tiklamaniz yeterli. Resmi sitesi ise bu oluyo'.

Asagida bi' tanesi var, altina da cevirdim diyaloglari, copy paste degil alin teri ona gore. YouTube'u hala normal yoldan acamayan varsa vtunnel falan deneyip "A Typical Conversation With My Mom" diye aratip izleyebilirler. Cok daha iyileri var ama bu biraz daha kisa oldugu icin koydum, usendim uzunlari cevirmeye.

A Typical Conversation With My Mom





"So, the last time I was home, visiting my parents and I was hanging around in the kitchen with my mom and she said :
- I just made some fish, would you like some fish?
And I said :
- No thanks mom, I don't like fish.
She said :
- You don't like fish?
And I said :
- No mom, I don't like fish.
And she said :
- This is tuna fish.
And I said :
- I know mom, but I don't like fish.
And she said :
- I mixed some chopped celery in there so it has a little crunch to it.
And I said :
- No thanks mom, I don't like fish.
And she said :
- You know fish is really healthy.
And I said :
- I know mom, but I don't like it.
And she said :
- All the healthiest people eat fish.
And I said :
- I know mom.
And she said :
- In fact I think the healthiest people eat more fish than they do eat chicken.
And I said :
- I know mom, but I don’t like fish.
And she said :
- I'm not saying people should just eat fish fish fish all the time because if you overdo it, you can get too much mercury.
And I said :
- I know mom, but I don’t really worry about that, because I don’t eat fish.
And she said :
- Getting high mercury levels is really rare and generally all the healthiest cultures [countries?] in the world eat a lot of fish.
I said :
- I know mom.
And she said :
- Have you ever been tested for mercury?
And I said :
- I haven’t been worrying about it mom, because I don’t eat fish.
She said :
- Mercury isn’t only in fish.
And I said :
- Yes I know, mom, but people mostly get it from fish, so I’m not really worried about it, because I don’t eat fish.
And she said :
- No fish at all?
And I said :
- No mom.
- Not even tuna fish?
- No mom.
- Have you ever tried it with chopped celery?
- No mom.
And she said :
- How would you know you wouldn’t like it if you haven’t tried it?
And I said :
- Mom, I really don't like fish.
She said :
- Just try it.
So I did. She said :
- Did you like it?
I said :
- Not really mom. I don’t like fish.
She said :
- Maybe it’s the tuna. Have you tried salmon?
- No mom.
She said :
- All right. You probably shouldn’t have too much to eat right now anyway, because we’re gonna go to the restaurant in a little while.
I said :
- OK mom, I'll be ready.
And she said :
- Are you just wearing that?
And I said :
- Yes mom, it’s not that cold outside.
She said :
- You might wanna bring a sweater.
And I said :
- I don’t really think I need one, mom.
She said :
- I’m gonna bring one, you may wanna bring one, too.
And I said :
- I’ve already been outside today mom, and it’s not that cold.
And she said :
- All right, all right. It might get colder later and you’ll be freezing, but do what you want.

So anyway, we went to the restaurant, but it was full and we couldn’t get a table. We were trying to figure out where to go next and my mom suggested a seafood restaurant."

12.5.09

SOTU


Sounds Of The Universe. 12. studyo albumu Depeche Mode'un. Ne zamandir yazacaktim, simdi musaitim e hadi madem.

Biraz geriden baslayayim. Depeche Mode Violator'dan beri bi' dusus trendindeydi bence. Her album bi' oncekinden daha kotuydu ve sonunda grubun en kotu albumu Playing The Angel cikti 2005'te. Bana kalirsa -bu konuda sikinti cekmeyen tek grup oldugunu dusundugum DM'un- en ozgun olmayan albumuydu; Speak & Spell bile daha ozgundu hatta. Ha demiyorum ki PTA kotu albumdur; muzik piyasasinin cok cok ustundeydi elbette lakin iste uluslararasi DM standartlarinin altindaydi. Ayrica sonucta grubun tekrar Turkiye'ye gelmesine de sebep oldu yani; opuyoruz seni PTA. Neyse, PTA'dan sonra cikacak albumun produktorunun yine Ben Hillier olmasi sebebiyle ben Sounds Of The Universe'u PTA vol.2 seklinde bekliyordum. Ama oyle olmadi; iyi ki de olmadi. Grubun gerileme trendine son verdi bu album.

Ilk olarak 6 Ekim'deki Berlin Olimpiyat Stadi basin toplantisindan dinletilen 30'ar saniyelik Wrong ve Peace snippet'leri beni umutlandirdi. Albumun yapim asamasinda gruptan gelen "80'lerde kullandigimiz enstrumanlari tekrar kullaniyoruz. Eskiye donus olacak fakat ayni zamanda cok ozgun bi' album olacak. Martin paso eBay'den synth satin aliyo' " tarzi aciklamalar umudumu daha da artirdi; bu umuda bi' yandan da her hafta grubun resmi sitesine konan studyo preview'lari da eslik ediyordu elbette. Bi' yandan da 14 Mayis icin gun sayiyordum.


Sarkilar teker teker nete dusmeye basladi. Bu arada sarki isimlerine bakinca PTA gibi kapkaranlik bi' album saniyodum ama pek oyle cikmadi. Ilk Fragile Tension geldi; fena sayilmazdi ama Lilian - Martyr karisimi bi' seydi ve acikcasi beni tekrar supheye dusurdu. Cok uzun surmedi ama. Sonra Wrong'un Berlin Echo Music Awards'ta calinmasi, Come Back'in, Hole To Feed'in demolari falan derken suphe falan kalmadi. Mart'in sonlarina dogru album zaten sizdi nete. O gunden beri dinliyorum. Ciktigi hafta orijinali de aldim ve daha yuksek kalitede dinlemeye baslayinca album hakkinda kafamdaki fikirler oturdu.

Album CD, CD+DVD ve Deluxe Box Set seklinde 20 Nisan 2009 tarihinde cikti. 13 sarki var + 5 de B-Side var. Oncelikle sunu soylemeliyim ki albumde bos sarki yok. Zaten hic bi' DM albumunde bos sarki yoktur lakin sunu diyebilirim ki albumun temposuna ayak uydurmayan "sunu da geceyim" tarzi bi' sarki yok. Eger In Chains'i atlatirsaniz [aciklicam] album su gibi gidiyo'. Belki In Chains gibi bi' sarkidan sonra gelen gorece vasat Hole To Feed sizi hayal kirikligina ugratabilir. Album tarz olarak da hem eskiye daha yakin, gitar daha az fakat DM'a gore acaip ozgun ayni zamanda. Gitar karsiti degilim soz konusu DM olunca; gitarla yaptiklari muhtesem isler var elbet ama grubun en iyi islerini gitari cok az kullandigi zamanlarda [84-90 arasi] yapmasi da benim kafamda bu yargiyi olusturmus olabilir evet. Cumleyi bitirdim sonunda. Neyse. Cogu sarkida elektronik ogelerin PTA'dan daha on planda oldugunu ikisini de dinleyen biri rahatlikla fark edecektir. Ayrica vokallerde de Martin cok on planda; ki bu iyi bi' sey. Normalin aksine sadece 1 sarki okumus albumde [Jezebel] ama cogu sarkida back vokal olarak cok baskin. Ozelikle nakaratlarda. Peace'in nakarati, Little Soul [ki zaten duet lan bu], Perfect, Corrupt falan bu konuda one cikiyo'. Cok gaz sarki yok [DM ne zaman gaz album yapti zaten], sozler yine klasik Martin; her biri ayri saheser. Single'lari teker teker alip veya direk olarak Deluxe'a 180 lira civari para bayilip dinleyebileceginiz [korsan yoook] B-Side'lar da yine klasik DM. Her albumde boyle rahatlikla albume girebilecek ama B-Side'a saklanmis bi' kac DM sarkisi vardir. [Surada yazmisim] Bu sefer 5 B-Side var; hepsi girermis albume. Album de cok iyi dedigime gore dusunun B-Side'larin guzelligini.


Ayrica albumde yine PTA'daki gibi 3 tane Dave bestesi var; Dave kendini asmis beste konusunda. Bu konuda biraz bencil olarak gordugum Dave'in iyi malzemelerini solo albumu Hourglass'e degil SOTU'ya saklamasi da takdire sayan. Grubun isine daha cok ozen gostermis.

Bi' de sunu diyeyim. Kimi fan'larin goruslerini okuyorum cesitli forumlarda; fiyaskodur, sudur, budur diye. Inanamiyorum gozlerime cidden. Begenmeyenler direk "Eaaabi adamlar doymuslar artik para icin yapiyolar" moduna giriyolar. Ulan o heriflerde zaten yedi sulaleyi doyuracak kadar para var; iclerinde heves olmasa ne diye aylarca studyoya kapanip ustune bi' de onlarca ulkeyi kapsayip yaklasik 1 yil surecek bi' tura cikip yorsunlar kendilerini? Ha? Ayrica para icin yapiyolarsa yapsinlar [ki DM remaster, deluxe edition, box set falan konusunda cok guzel fan siken bi' gruptur; ve hep acip beklerim ben de. Bu ayri bi' yazi konusudur] boyle seyler ciktiktan sonra cok da penis acikcasi.

Neyse, sarkilara geleyim :

1- In Chains : In Chains'i asabilirseniz album su gibi akiyo' demistim yukarida. Aciklayayim. Albumu ilk indirdim. Saat gece 0.30 - 1.00 falandi. 2'ye kadar In Chains'i dinledim. Insani tribe sokan yaklasik 1,5 dakikalik introsu ve sonrasinda derinden gelen bi' "the way you moooovee...". Transa sokuyo' cidden. Depeche Mode'un yillardir yaptigi en iyi sarki; hatta yillardir dunya uzerinde yapilan en iyi sarki. Agir agir baslayan bu sarki tipki In Your Room gibi sonlara dogru hizlanip insani ucuruyo'. Dave'inki nasil bi' ses? Bunlar nasil sozler? Ayrica ilk "Bringing to you anything that you ask me to" 'dan sonra gelen inleme de bence In Your Room'da son kez "Your favorite slave" deyip nakarata girilirken Martin'in inlemesine bi' gonderme mi hatirlatma mi diyeyim ne diyeyim. Tek kelimeyle muhtesem her sey. Konserde acilis bu sarkiyla sanirim; yasayacaklarimi tahayyul edemiyorum. Introyu gereksiz bulanlar konseri de dusunsunler lan; o intro surdukce nasil cildiracagimizi. Not verme gibi bi' ugrasim olsa 9,5/10 veririm bu sarkiya ben. 0,5 da In Your Room sapma payi.

You've got me dying for you
It's you that i'm living through
You've got me praying to you
Saying to you anything you want me to
You've got me reaching for you
My soul's beseeching me too
You've got me singing to you
Bringing to you anything you ask me to!

Sarki burada zirve yapiyo' diyebilirim.

2- Hole To Feed : Albumdeki 3 Dave bestesinden biri. Bu sarkinin demosu ciktiginda cok begenmistim. Albume cok farkli bi' hali konmus. Neden bilemedim. Su an da kotu degil; guzel bi' sarki ama dedigim gibi In Chains'ten sonra yavan gelebilir. Beste olarak orijinal gayet; DM'dan beklemedigim tarzda bi' sarki. Pek teknik sey bilmedigimden "burada synth cosmus", "drum machine suxx", "abi gitar aglamisss" tarzi seyler diyemeyecegim ama farkli oldugunu soyleyebilirim. Soz olarak da Dave'in aliskin oldugumuz ve Martin'inkiler yaninda basit kalan sozleri yerini gayet olgun, guzel sozlere birakmis. Genel olarak iyi bi' sarki ama albumun ortalamasinin altinda.

3- Wrong : Yine farkli bi' sarki. Hinc dolu. Harika sozler yine; ama muzikal anlamda yeteri kadar komplike degil. Biraz da MTV'ye oynanmis sanki. Ha yine muhtesem sarki; acaip gaz ama dedigim gibi. Sarkiyi resmen "bu cikis single'i olacak haci" diye yapmislar. Genele hitap eden bi' sarki. Ayrica playback olmadigi surece -ki olmaz- bu sarki canli olarak albumdeki gibi calinamaz. Konserde anlarsiniz ne demek istedigimi. Ha umarim canavar gibi soyler de Dave got olurum ama sanmiyorum pek. Klibi de pek boktandi bu arada. Hani Anton Corbijn ile calisiyodunuz ulan!

4- Fragile Tension : Tam 2000'lerin DM sarkisi. Lilian & Martyr karisimi. PTA'ya yakisirmis. Sizan haliyle albumdeki hali arasinda ses kalitesi disinda fark yok. Dave'in vokali yine takdire sayan ama. O da zaten siradan artik; Dave'in vokaline laf edenin gotunden kan alirlar kamil kan! Sozler de elbette guzel ama Martin'den cok daha iyilerini gormustuk.

There's a straaaaaaaaaaange obsession that's drawing us nearer.
Bu kismi soylemek cok zevkli.

5- Little Soul : Sanirim Martin ve Dave'in tam anlamiyla DUET yaptigi ilk DM sarkisi. O kadar guzel, o kadar guzel ki. Pes etmedim. Beni goreceksiniz. O kucuk sozlerim isiracak; getirdikleri aci ve neseyi duymadin mi? O kucuk gozlerin gorecek; icimdeki guzelligi saklayamiyorum. Kucuk ruhum bi' ayak izi birakacak. Olaganustu. Olmadik zamanda aglatabilir; hissedebiliyorum.

6- In Sympathy : Cok guzel, tempolu bi' sekilde basliyo' bu. Neseliymis gibi gorunuyo' ama oyle degil. Sozleri sanirim A Question Of Time ile ayni eksende. Sadece In Sympathy'deki adamimizin biraz eli kolu bagli gibi, kararli degil. Izlemekten baska bi' sey yapamiyo'. Canli olarak cok guzel calinabilir bu parca. Albumun en iyilerinden bence; ama genel olarak bakiyorum da pek one cikmamis devoteeler arasinda. Sonra anlasilir degeri.

You're bright, you're strong, you know the right from wrong
At least to some degree
You're wise, you're tough, you've heard their lies enough
You smile in sympathy

7- Peace : Girisi See You gibi. See You 1982'nin sarkisi. Eski isleri andiriyo' yani dogal olarak. Martin The Sun gazetesine "yazdigim en iyi sarkilardan biri" dedi Peace icin. Soz itibariyle Martin'in yazdigi nadir iyimser sarkilardandir herhalde. Insanin icine bi' yandan umut doldururken bi' yandan da nedenini cidden cozemedigim bi' huzursuzluk dolduruyo'. Sloganvari, akilda kolay kalan bi' yapisi var. Ozelikle nakarat bildigin mars gibi. 2. single olarak 15 Haziran'da cikacakmis, yakisir. Bi' de sarkinin zirveleri herhalde nakarattan onceki "I'm going to light up the world" ile biten kisimlardir.

Just look at me
I am a living act of holiness
Giving all the positivity that i possess
I’m going to light up the world!

Hele hele bu kismi pek anlamli, pek $ukela.

8- Come Back : Diger bi' Dave sarkisi. Demosundan cok farkli yine; demosunun cok catchy [Britanya'nin kopegiyim ondan ingilizce yaziyorum] bi' havasi vardi Dave'in vokali itibariyle. "Come back, come back to me" diye girdiginde acaip gaz bi' hava vardi vokalinde. Bu hem vokal hem muzik itibariyle baya bi' farkli ve guzel olmus. Boyle sanki bi' metal grubunun slow bi' sarkisi gibi. Yine de kotu mu; elbette ki hayir. Devoteelerin genelinin yine pek tutmadigi bi' sarki bu ama benim gayet de hosuma gitti. Konserlerde cok guzel bi' NLMDA oncesi sarki olabilir; milleti sakinlestirip ondan sonra havaya sokmak acisindan.

Weeks turn into months; months turn into years. Yaa yaa.

9- Spacewalker : Enstrumantal [enstrumental?]. 80'lerdeki enstrumentallere [enstrumantal?] cok benziyo'. Ultra'daki veya PTA'daki laf olsun diye konmus enstrumentallerden [amsikgot? Dikkatinizi olcuyorum lan ] degil. Gayet guzel.

10- Perfect : Bu da gayet iyi. Ilk baslarda begenmemistim ama sonradan dinledikce acildi. Dave'in cok hevesli [bulamadim uygun kelime [eager]] bi' vokali var. In Sympathy ile kardes gibiler; konserde ard arda calsalar ne guzel olur. Ama olmayacak. Martin'in girdigi kisimlar super. Bu arada kimse Dave'den daha iyi "Things between us must be worse" diyemez ulan. Sonucta harika sarki, dinleyin ve dinletin. Depeche Mode'un piyasaya oyna[ya]mayan, hakkettigi degeri bulamayan sarkilarinin [ki %98 oranlarinda kendileri] arasinda yerini alacak.

I didn't shoot, I didn't pull the trigger
It wasn't me, I'm just a plain and simple singer
I heard the sound, I turned my head around
To watch our love shot down

11- Miles Away/The Truth Is : Albumdeki son Dave bestesi. Ve en guzeli. Dave'in solo calismalari dahil en iyi sarkisi. Albumde de en iyi 3 sarki arasindadir. Gayet hareketli; gaz. Ama soz olarak oyle degil. Ortalama bi' DM sarkisinda default olarak gelen "Dans ederken aglatabilme" esigini rahatlikla gecmis bi' sarki. Martin ve Dave'in 14 Mayis'ta sarkidaki gibi "You're mileeeessss awaaaaaayyy" cok uzak bi' ihtimal degil. Sonucta "hayatin sinirlamalari vardir; bizimse ihtiyaclarimiz."

12- Jezebel : Martin'in yorumladigi tek sarki albumdeki. Resmen yazarken "bunu ben soylerim" diye yazmis bence. Ayrica benim anlamadigim Dave'in sesi yillar gectikce yasin da getirisiyle zayiflarken neden Martin'inki gucleniyor, etkisi artiyor? Bilemiyorum. Klasik Martin sarkisi olarak geri planda kalacak bu sarki. Hic rahatsiz degilim inanin. Bunun ne harikulade bi' sey oldugunu biliyorum cunku. Sarki degil ama.

They call you Jezebel
For what you like to wear
You're morally unwell
They say you'll never care for me.

Koyar adama.

13- Corrupt : Soz itibariyle The Dead Of Night'a yakin ama beste olarak daha DM gibi. Vokal olsun, soz olsun, muzik olsun inanilmaz seksi. Jezebel'den sonra kendine guveni sifirlanmis bireyi kendine getirmekle kalmiyo' ayni zamanda tribe sokuyo'. Bu ne lan. You'll be calling out my name dedikten sonra giren melodiye dikkat. Gitar midir nedir bilemedim. Ayrica sarki albumde 8.58 gozukuyo' ama 4.59'da bitiyo' demeyin. 8.17'de baslayan ve Wrong samplelari iceren bi' Interlude var. Evet tipki eski gunlerdeki gibi.



Oncelikle yaziyi buraya kadar okudugun icin seni tebrik ediyor; azmine hayran kaldigimi belirterek B-Side'lara geciyorum :

- Oh Well : Wrong'un B-Side'i. Harika. Inanilmaz gaz bi' sarki. Tamamen elektronik ogelerle kurulu. Sozler Dave'in, muzik Martin'in; bu bakimdan da DM tarihinde bi' ilk. Dave "Oh I know so much about you girl" diyor, siz gaza geliyorsunuz.

- Ghost : Studyo preview'u yayinlanan tek B-Side'di bu ve merak etmistim cidden. Insani yakalayan, aklindan cikmayan, catchy [kopegim dedim ya] bi' melodisi vardi. Bosuna merak etmemisim. Gaz sozler, gaz melodi, gaz vokal. Albume rahatlikla girermis. "One touch is all it took; to draw you in, to leave you hooked!" diyo' lan adam. Daha ne desin.

One thought is all it takes
You lose control, you make mistakes
This pain will never leave
Until I die you'll always grieve

- The Sun And The Moon And The Stars : Martin diger sarkisini B-Side'lara saklamis. Dinleyin, sairane sozlerin, Martin'in sesinin ve gorece sade bi' bestenin ne kadar etkileyici olabileceginin farkina varin.

One gentle touch and I'm helpless
It's all too much for my senses
One simple prayer denied me
When you are not there beside me

Sana insan diyenin amina koyayim Martin ulan!

- Light : Davetkar. "Gel beraber mutlu olalim su 3 gunluk dunyada" tadinda. Her ciftin kendilerini farkli, ozel zannetmesi hastaligina tutulmus. Ama bu hastalik Martin'in dizeleri ve Dave'in girtlagindan itici degil; bilhassa etkileyici geliyo'. Yeni bi' iliskiye basladiginizda dinleyin bunu, daha da anlam kazanacaktir.

Take your place here
With love in your heart
Just embrace what you've known from the start

- Esque : Bu da enstr. Anladiniz siz. Konserde intro olarak calinacakmis. Gayet $ukela olur vallahi.Yine de Spacewalker'i veya duz In Chains'i tercih ederdim.

Neyse, bitti. Sarkilari dinleyebileceginiz linkleri YouTube'tan koyacaktim ama kaldirilmis copyrighz mevzularindan oturu. Iyi de yapmislar, korsan dinlemeyin gidip albumu alin adami hasta etmeyin. Neyse. Ortaokul kompozisyonlarinda sonuc paragraflarini hep su sekilde baglardim; yine baglayayim : "Kisacasi Sounds Of The Universe cok saglam bi' album olmus. 50 yaslarina yaklasan bu adamlar hala muzigin zirvesinde; hic inmeyecekler oradan zaten". Aslinda daha yazacagim cok sey var, konu DM olunca yillarca yazabilirim ama uykum geldi. Persembe gunu yaklasik 12 saat boyunca ugrunda sirada bekleyecegimiz konser icin biraz da uyku gerek. Safak 2 ama, unutmadim evet.

Asigim size.

30.4.09

Alelade

- Blogu da iyice sktreyledik ama oluyo' arada boyle tabi.

- Sanki boyle 20 yildir falan Nisan'daymisiz gibi hissediyorum. Bi' bana mi oyle geliyo' bilmiyorum ama gecmiyo' ulan zaman. 29 Nisan 2009 Carsamba gunu var ya; en az bi' 5 gun surdu bence. Su gibi akip giden yaklasik 3,5 yildan sonra okulun bitmesi ve okula gidilmeyen son 2 ayin adeta gecmemesi beni derinden yaraliyor sevgili blog.

- Maddi sikintilarin oldugu zamanlarda [Deluxe icin para biriktiriyorum, konserden once elimde olmali o bebek] otobuse kacak binmenin cok ayri bi' zevki var. Bunu hep yapmam aslinda biliyo' musun

- Dersler geregi boyle II. Yeni, Garip akimi, Servet-i Funun falan goruyoruz da. Siir konusunda dikkatimi ceken bi' sey var. Olmus adamlarin arkasindan konusmak istemem ama bence nerede tembel, kolayci, ski tassana denk bi' adam varsa "siirde olcu, uyak, soz sanati olmamalidir, bunlar sairi kisitlar" deyip bunlari sktretmis. Siir konusunda bi' otorite oldugumu soyleyemeycegim ama simdi madem bu siir bi' sanat dali, biraz sanatsal olmali sanki. Yani ben bile "Disari baktim pencereden / Yagmur yagiyordu bu yalniz kentin ustune / Gokgurultuleri parcalarken kalbimi / Agliyordum" [tek kelimelik dizelerin bu tur siirlerde ve ergen siirlerinde yadsinamayacak bi' etkisi vardir dikkatinizi cekerim] yazabiliyorsam 20 sn icinde, bence siir daha ozel bi' sey olmali. Emek harcanmali ne bileyim. "Soz sanatlari siirin gercekligini ve dogalligini bozmaktadir". Yapamiyorum demiyosun da. Kolayci seni. Adamsendeci seni. Vurdumduymaz seni.

- O degil de hic bi' seyde gururlanmadim, ilkokulda okuldan ilk cikan kisi oldugum zaman gururlandigim kadar. Elbette ki yetenegin, disiplinli bi' calismanin ve azmin bi' urunuydu bu. Bekledigim ilgiyi gorememistim ama.

- Su Lugano denen serefsize var ya yolda gorsem kimseden korkum yok dalarim. Zimbey zimbey diye vururum yumruklari. Hazir fenerbahce maci oncesi belirteyim dedim.

- Aslinda iyi bi' Besiktasliyim ben, kombinemi alirim yilda 10-15 maca giderim kapaliya, ama bloga pek yansitmiyorum. Zaten bloga su aralar pek bi' sey yansitmiyorum ya. Ama ahim var, eger Besiktas herhangi bi' Avrupa kupasi alirsa evden okula ciplak kosarim. Ciddi soyluyorum yaparim bunu.

- Evet, konsere 14 gun kaldi. Bu konu ve album hakkinda ayrintili bi' seyler yazmayi planliyorum, hatta uzun sure sonra yazmaktan zevk alacagim gibi.

- Lan o degil de gurmelik ne guzel bi' meslek. Yani cok yuzeysel bi' bakis acisi oldu biliyorum ama Vedat Milor denen herif benim su hayattaki idollerimden biri. Yiyo' iciyo' geziyo', ve bunlari yaziyo'. Ve para aliyo'. Daha ne isterim ki. Daha once Yemekteyiz hakkinda bi' seyler yazmistim, orada dedigim gibi yemek konusunda secici degilim ben. Dolayisiyla muhtemelen gurme olsam yazilarim "Yemekler guzel ama iyi geciriyolar. Gitmeyin" 'den oteye gitmezdi. Ama bakiyorum da bu adam bi' ogun yemek hakkinda yarim sayfa yazabiliyor, sayfa dedigim gazete sayfasi. Program falan yapiyo' NTV'de. Bi' yerden sonra tum yemekler benziyodur bence birbirine ama, yani yarin "Saraba gelince... Sisesi 68 €'dan actirdigimiz Paris Saint-Germain sarabi da bildiginiz sarap mna koyim ne var ulan" yazarsa pek sasirmamak lazim.

- Bi' de gurmeligin sirri kimse tarafindan taninmamak, dolayisiyla normal musteri muamelesi gorup ona gore mekani degerlendirmek degil midir? Milliyet'teki vinyetinde yarim yuz bi' foto var bunun icin, o zaman TV'deki program sacma olmadi mi be Vedat abi?

- Ben kadinlarin neden yatarken sac taradigini anlamiyorum. Biri aydinlatirsa sevinirim pls ltf tsk kib bye